içinden çıkan para

Hikaye

Hasan fakir bir ailede yaşan bir gençti, etrafta takvalı ve güzel ahlaklı olması ile biliniyor, devlette işçi olarak çalışıyordu. Babasının vefatından sonra annesinin ve kardeşinin bakımını üstelenmişti. Yaşı 25 olmadan hayatın tüm acılarını yaşamış, zorluklarla geçen 25 yıl çok büyük tecrübeler edinmesine vesile olmuştu. En çok sevdiği şey, Kuran kursuna giden küçük kardeşinin Kuran dersi çalışmasını izlemekti.

Yoğun ve yorucu geçen günün sonunda evde kız kardeşinin okuduğu Kuran sesi ile rahatlar ve huzur bulurdu. Etrafta birçok kadın Hasan’a gıpta ile bakardı, her biri Hasan ile bir yakınını evlendirmek ister, kimisi kızına teklif eder, kimisi basıcına isterdi. Ama Hasan annesi ve kız kardeşini bırakıp evlenmeyi asla düşünmüyordu, evleneceği hanımın onlarla sorun yaşamasından korkardı.

Çünkü annesi ve kız kardeşinin Hasan’dan başka kimsesi yoktu, onları bırakıp kendisine bir hayat ku-rması onun kabul edebileceği bir şey değildi. İş yerinde de çok kısa sürede sevilmiş, güzel ahlakı il amirlerinin ve çalışma arkadaşlarının dikkatini çekmeyi başarmıştı. Bir akşam annesi ile evde otururken hiç beklemedikleri bir anda 10 yaşındaki kardeşi sevinçle eve gelerek kuranın içinden yüklü bir para çıkardı ve abisine verdi. Abisi çok şaşırmıştı, zira kardeşinin verdiği bu para Hasan’ın bir aylık maaşından fazlaydı. Kardeşi bu parayı nereden bulmuş olabilirdi ki? Hem bu kadar paranın Kuran’ı Kerimin içinde ne arıyordu ki?

Hasan şaşkınlığını atar atmaz kız kardeşine bu parayı nereden bulduğunu sordu. Kız kardeşi kuran kursundaki öğretmeninin kuranın yarısını ezberlediği için ona bu parayı verdiğini söyledi. Abisi parayı alarak ona, “Bu para çok fazla sanırım, öğretmenin fakir olduğumuzu anlayarak vize yardım etmek istedi ve bunu sadaka olarak vermek istedi. Yarın seninle kursa gelip gerçeği öğreneceğim” dedi. Genç adam kuran kursuna giderek o öğretmenin üniversiteden yeni mezun olduğunu ve yeni geldiğini, zengin bir ailenin kızı olduğunu ve gönüllü olarak bu kursta çalıştığını öğrendi.

Onunla karşılaşınca da çok güzel olduğunu gördü. Genç öğretmen ona kardeşinin çok zeki olduğunu ve anlatılanı çabuk anladığını bu parayı da hak ettiğini söyleyerek onu ikna etti. Genç eve döndü. Kıza aşık olmuştu. Rabbine o kızın eşi olması için dua etti. Onun gibi takvalı biri ile evlenmek istemişti. Genç vakit kaybetmeden annesini konuyu açması için genç öğretmene gönderdi.

Öğretmen Hasan’ın annesine sizin için babamdan randevu alacağım deyince annesi şaşırdı. Hasan ve ailesi kızın evine gittiler. Fakirliğinden dolayı kızın ailesi kabul etmeyince, genç öğretmen babasına kabul etmesi için ısrar etti. Ve ona bu takvalı gençle zorluklara sabredeceğini söyleyerek Efendimiz (s.a.v)’in şu hadisini hatırlattı. “Kim dilenmekten çekinir ve iffetli davranırsa Allah onun if-fetini artırır. Kim tok gözlü olmak isterse Allah onu başkalarına muhtaç olmaktan kurtarır. Kim de sabretmeye gayret ederse Allah ona sabır verir. Bir kimseye sabırdan daha hayırlı ve büyük bir lütufta bulunulmamıştır” dedi.

Sonun evlendiler. Hayatın zorluklarına beraber sabrettiler. Bir gün çift kızın ailesinin evine gitti. Eşinin babası adama Allah’tan kork eşine bakla, peynir al sürekli et ve meyve yemekten bıkmış artık deyince çok şaşırdı.

Ancak eşinden öğrendi ki ailesine ziyaretlerine gittiğinde et ve meyve ikram edilince eşinin onu hiçbir şeyden mahrum bırakmadığını, o yemeklerden sıkıldığını canının peynir, mercimek ve bakla çektiğini söylüyormuş. Ancak işin doğrusu evde hep onlardan yiyor et ve meyveyi ayda bir yiyorlardı. Ailesinin yanında onu ez-mediğini anladı. Ona olan sevgisi daha da arttı. Rabbine onu mutlu edebilmek için dua etti. Kısa bir süre sonra Allah onlara bir çocuk nasip etti. Adam bir proje tasarlayarak onu sundu. Allahın izni ile başarılı oldu. Çiftin hayatı fakirlikten zenginliğe döndü.

Çok mutluydular. Ancak gencin bir arkadaşı kıza eşinin saatlerce Hatice isminde bir genç kızla konuştuğunu söyledi. Hatta kızın annesi de ziyaretlerine gidince aynı şeyleri söyledi. Genç kadın çok üzüldü. Ve bir gün eşi ile otururlarken kadın eşinin iznini alarak telefona baktı. Gerçekten de Hatice ismi kayıtlı idi. Kan ter içinde öfke ile eşine Hatice kim diye sorunca; eşi gülümseyerek sorusuna cevap vermedi. Israrla sorunca ara kendin sor dedi. Kadın arayınca kendi telefonunun çaldığını duydu. Eşi kendisini arıyordu.

Çok şaşırdı. Neler olduğunu anlayamadı. Eşine benim Hatice benim Hatice değil deyince adam, eşinin yanaklarına dökülen gözyaşlarını elleriyle silerek yanıtladı sorusunu. “Özelliklerin, şefkati, zekan, beni severek üzerime titreyişin ve müminlerin annesi Hazreti Hatice gibi oluşun… Sen benim Firdevs cennetindeki yol arkadaşımsın. Seni görmeden bir Hatice olmanı istemiştim hep” deyince kadın a-ğlay-arak “yol arkadaşım olduğun sürece öyle de olacağım inşallah” dedi. “Müminler kesinlikle kurtuluşa ermiştir ki, onlar namazlarında derin bir saygı hali yaşarlar. Anlamsız yararsız şeylerden uzak dururlar. Zeka verirler. İf-f-etlerini korurlar.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.